28 Şubat 2013 Perşembe

Hediyeleşme Etkinliğinden Gelen Hediyelerim...

Koyu Kirmizi çok güzel bir etkinlik düzenlemişti.
Bende etkinlikleri çok seven biri olaraktan :)
Katılmazsam olmazdı.
Etkinlikler beni mutlu ediyor.
Tanımadığım insanlarla tanışmak onlardan hediyeler almak.
Beni öyle çok mutlu ediyorki o yüzden gördüğüm her etkinliğe katılmaya gayret gösteriyorum.
Ve bu etkinlikte Uzun Kirpik le eşleştiklik eşim beni öyle iyi incelemişki.
Bakalım bana neler göndermiş....


Hediyelerim PTT Kargoyla dün öğlen 12:00 da geldi ama postumu bugün yazabildim.
Malum kursa gidiyorumm o yüzden :)


Kargo poşetini açaz açmaz böyle cici bir kutuyla karşılaştım.


Kutuyu açar açmaz beni ilk bir mektup karşıladı:)


Evettt iştee benimmm güzel Lushlarımm :):):)


Canım benimm :) yazın o kadar da kötü değil gayet güzel yazmışsın o aptal çalışma masası lambasının ışığıylada olsa güzel yazmışsın :)
Böyle mektuplar küçük notlar beni çok mutlu ediyor...


Lushın Toniği , Nemlendiricisi ve Katı deodorantını göndermiş bana :)
Adana'da Lush yok hiç bilmediğim bir ürünüde internetten almak istemiyordum ama Nemlendiriciyi 1 kere kullanmada bile cildim öyle güzel olduki :)
Sonra Lipgloss var orda bir tane o da çok güzel dudaklarımı yumuşacık yaptı Lip Balmlar gibi aynı.
İçinden kutunun çok güzel bir yaka ve rozet çıktı :)


Kremi 1 kere kullandım ve toniği bir an önce kullanmak için can atıyorum :)
Bu akşam yapmayı düşünüyorum toniği :)



Deodorantı biraz daha havalar ısınsın öyle kullanmayı düşünüyorum.
Aslında biraz korkuyorum da böyle stikler ve roll-on lar bende alerji yapıyor.
İnşallah bu alerji yapmaz ve devamlı kullanırım :)
Lipgloss içinde çok teşekkür ediyorum çok cici bir kutusu var :)
Daha önce hiç görmemiştim ama gratislerde satılıyormuş sanırım hiç dikkatimi çekmedi.
Çünkü gratise çok sıklıkla giden biriyim ben :)


Bu güzel yakayada bayıldım.
Ben yaka hastası biriyim çok savıyorum yakaları :)
Ve sürekli yaka yapan birisiyim.
Tam benlik bir yaka leopar desenli.

Eda'ya bu hediyeleri için çok teşekkür ediyorum.
Koyu Kırmızı'yada böyle güzel bir etkinlik düzenlediği için çok teşekkür ediyorum...

JanJan


26 Şubat 2013 Salı

25 Şubat 2013 Pazartesi

Kadın Dili:Bükçe


Okurken kendimi gördümm...
Gerçekten çok doğru sanırım biz bükçe konuşuyoruz ama erkeklerde okusun,bilsin ne demek istediğimizi...
En çokta Kaan sen oku bu yazıları.Okuda gör niye kavga ediyoruz hep niye beni sevmediğini düşünüyorum.Beni anlamadığını düşünüyorum.
Umarım bu yazıyı okuduktan sonra beni anlarsın :)







Kadın Dili: Bükçe
Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona öğüt vermem gerekiyor. Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam eder. İş yerimden oğluma telefon açtım, “Akşam yemeğini dışarıda birlikte yiyelim.” dedim. Deniz kenarındaki bu şirin lokantada şimdi onu bekliyorum. Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben. Yan masadaki kızlar gözleriyle oğlumu süzüyorlar. Bakmayın kızlar, onu kapan çoktan kaptı. Hoş beşten sonra konuya giriyorum.



-Oğlum haftaya düğünün var, bir baba olarak sana bazı konularda yol yordam göstermem gerekiyor. Çocukluğunda suç işlediği zamanlardaki gibi birden bire kızardı. Kerata ne anlatacağımı zannettiyse!


-Baba ben yirmi altı yaşındayım, bazı şeyleri biliyorum artık.
-Ah senin o biliyorum zannettiğin konularda da çok bilmediğin çıkacak ama ben o konulardan bahsetmeyeceğim. Keşke konuşabilseydik ama henüz o kadar modern olamadım.
Rahat bir nefes aldı. Bu arada yemeklerimiz de geldi. Oğlumla şöyle keyif yaparak muhabbet edelim bakalım.

-Kaç dil biliyorsun oğlum sen?

-İngilizce, Fransızca, bir de Türkçe’yle üç dil oluyor.

-Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı Bükçe. Kadınlar tarafından kullanılır. Sen buna “kadın dili” de diyebilirsin. Güldü. Güldüğü zaman benim yanağımdaki gibi küçük bir gamzesi var, o ortaya çıkıyor.

-Kadınların ayrı bir dili mi var?

-Tabii ki. Eğer kadın dilini bilirsen bir kadınla yaşamak dünyanın en büyük zevkidir, ama bu dili bilmezsen hayatın kararabilir. O yüzden bir kadınla mutlu olmak isteyen her erkek Bükçe’yi öğrenmeli.

- İyi de niye Bükçe?

-Çünkü kadınlar konuşurken, genellikle söyleyecekleri sözü net söylemezler. Eğip bükerler; onun için dilin adını “Bükçe” koydum.

-“Bükçe zor bir dil mi baba?” diye sordu gülerek.

-Bana bak, çok önemli bir konu ama eğleniyor gibisin, biraz ciddiye al. Bir kadınla mutlu olmak istiyorsan bu dili bilmen çok önemli. Çünkü kadınlar sözü bükerek bükçe konuşurlar sonra da senin sözün doğrusunu anlamanı beklerler. Felsefesini anlarsan kolay, anlamazsan zor. Mesela Çinli bir karın var, sen karına sürekli Fransızca “seni seviyorum” diyorsun ama karın hiç Fransızca anlamıyor. Fransızca “seni seviyorum” un onun için bir anlamı yoktur. Ona Çince seni seviyorum dediğinde seni anlayabilir.

-Tamam baba, haklısın ciddiyetle dinliyorum. Peki, sence kadınlar neden bizimle aynı dili konuşmuyorlar, söyleyeceklerini direkt söylemiyorlar ?

-Bence bir kaç sebebi var. Birincisi, duygusal oldukları için, hayır cevabı alıp kırılmaktan korktuklarından sözlerini de dolaylı söylüyorlar. İkincisi, kadınlar dünyaya annelikle donanımlı olarak gönderildikleri için onların iletişim yetenekleri çok güçlü.

-Bu konuda biz erkeklerden bir sıfır öndeler yani?

-Ne bir sıfırı oğlum, en az on sıfır öndeler. Düşünsene, henüz konuşmayan, küçük bir çocuğun bile yüz ifadesinden ne demek istediğini hemen anlıyorlar. İşin kötüsü kendileri leb demeden leblebiyi anladıkları için biz erkekleri de kendileri gibi zannediyorlar. Onun için leb deyip bekliyorlar. Hatta bazen, leb demek zorunda kaldıkları için bile kızarlar. “Niye leb demek zorunda kalıyorum da o düşünmüyor?” diye canları sıkılır.

-Biz de bazen Canan’la böyle sorunlar yaşıyoruz. “Niye düşünmedin?” diye kızıyor bana.

-Kızarlar oğlum, kızarlar. Kadınlar ince düşüncelidirler, detaycıdırlar, küçük şeyler gözlerinden hiç kaçmaz. Bizim de kendileri gibi düşünceli olmamızı beklerler, fakat erkekler onlar gibi değil. Biz bütüne odaklıyız, onlar detaya. Beyinlerimiz böyle çalışıyor.

-Ne olacak baba o zaman, yok mu bu işin çaresi?

-Var dedik ya oğlum, Bükçe’yi öğreneceksin, bunun için buradayız. Hazır mısın?

-Hazırım baba.

-Bükçe bol kelime kullanılan bir dildir. Biz erkeklerin on kelime ile anlattığı bir konu, Bükçe’de en az yüz kelime ile anlatılır. Dinlerken sabırlı olacaksın. Mesela karın o gün kendine elbise aldı, diyelim. Bunu sana “Bugün bir elbise aldım.” diye söylemez. Elbise almak için dışarı çıktığından başlar, kaç mağazaya gittiğinden, almak için kaç elbise denediğinden, indirimlerden, yolda gördüğü tanıdıklarından, alırken yaptığı pazarlıktan devam eder ve sana kocaman bir hikaye anlatır.

-Hikaye dili yani?

-Aynen öyle. Sen akıllı bir erkek olarak ona asla, “Hikaye anlatma, ana fikre gel, kısa kes.” demeyeceksin. Böyle bir şey dediğinde bittin demektir. İster öyle de, istersen “seni sevmiyorum.” de. İki durumda da “seni sevmiyorum” demiş olacaksın.

-Ne alakası var baba “seni sevmiyorum” demekle “kısa anlat” demenin?

-Çok alakası var. Kadınlar dinlenmedikleri zaman sevilmediklerini düşünürler.

-Bu önemli. Bükçe’de dinlemek sevmektir diyorsun.

-Aynen öyle. Devam edelim. Bükçe ima dolu bir dildir. Kadınlar konuşurken bir şeyler ima etmeyi severler. Biz erkekler de imalı konuşuyoruz diye düşünürler ve gözlerimizle onlara ne demek istediğimizi çözmeye çalışırlar. Oysa erkeklerin ima yeteneği pek gelişmemiştir. Bizim kastımız söylediğimiz şeydir.

-Geçen hafta Canan bana “Bir kaç kilo daha versem gelinliğin içinde daha iyi duracağım.” dedi. Ben de “Böyle de iyisin.” dedim. Canı sıkıldı, bir kaç saat surat astı. “;Neyin var?” diye sordum. “Hiçbir şeyim yok.” dedi. Sence nerede hata yaptım?

-“Böyle de iyisin” derken o “de” ekini orada kullanmamalıydın. Canan bunu şöyle anlamıştır. “Böyle de fena sayılmazsın, eh işte, idare edersin ama tabi daha da iyi, daha da güzel olabilirsin.”

-Peki ne demem gerekiyordu?

-Şunu hiç unutma. Kadınlar kendileri ile ilgili, giysileri ile ilgili ya da aileleri ile ilgili bir soru soruyorlarsa, kesinlikle iltifat bekliyorlardır. Es kaza eleştirmeye kalkarsan yandın. Bunu hiç unutmazlar. O gün “Hayatım sen zaten Çok güzelsin, kilo vermeye falan bence ihtiyacın yok.” deseydin, günün zehir olmazdı. 
-Yani diyorsun ki bir kadın her daim güzeldir, her giydiği yakışır ve her kadının annesi bir hanımefendi, babası da beyefendidir. Bana ne yaparlarsa yapsınlar.

-Aferin oğlum, çok hızlı anlıyorsun bana çekmişsin. Kadının, kendi anne babasıyla sorunu olsa, kendi eleştirir ama asla senin eleştirmeni kabul etmez. Bunu kendine hakaret olarak alır.

-Ve asla unutmazlar, değil mi?

-Aynen öyle. Yıllar once annene, annesi için “Biraz cimri.” demiştim. Hala “Sen benim annemi sevmezsin.” der ve annesi bize bir şey aldığında gözüme sokar, en çok göreceğim yere koyar.

-Hadi o konularda dilimi tutarım da, şu ima işini çözmek zor geldi.

-Zor gibi ama biraz gayret edersen çözersin. En önemlisi imaları anlayacaksın ama “Sen şunu mu demek istiyorsun?” diye asla yüzüne vurmayacaksın.

-Anladım. Anlayacaksın ama anladığını belli etmeyeceksin. Buna şöyle de diyebiliriz. O beni iğnelediğinde “Niye bana iğne batırıyorsun?” Diye sormayacağım, o iğneyi ben kendi kendime batırmışım gibi yapacağım.

-Güzel ifade ettin oğlum. Mesela dün öğlen annen beni aradı. “Akşama tok mu geleceksin?” diye sordu. Beni biliyorsun akşam yemeklerinde hep evdeyimdir. Kırk yılda bir dışarıda yerim onu da haber veririm. Tabi ben hemen anladım annenin ne demek istediğini. “Tok gel, yemekle uğraşmak istemiyorum” demek istiyor. Anladım ama tabi “Ne demek istiyorsun?” demedim.

-Dün çok yorulmuştu baba, düğün alışverişine çıkmıştık.

-Bunun pek çok sebebi olabilir. Yorulmuş olabilir, bir kabul gününden tok gelmiş olabilir, bin beş yüzüncü diyetine başlamış ve o gün yemekle uğraşmak istemiyor olabilir. Ama bunu biz erkekler gibi kısa yoldan “Canım benim karnım tok, sen de dışarıda bir şeyler ye, ya da yorgunum, gelirken bir seyler getir yiyelim.” demez. Sanki böyle derse, iyi ev kadını rütbesi tozlanacak, mevki kaybedecek. İlla Bükçe anlatacak, asık bir yüzle karşılaşmamak için senin de anlaman gerekiyor. “Hayır, evde yiyeceğim ama istersen hazır bir şeyler alıp geleyim, ne dersin?”dedim. “Tamam.” dedi. Döneri sever biliyorsun, dün eve giderken, ekmek arası döner yaptırdım. Onun dönerini de porsiyon yaptırdım. Bunu düşündüğüm için ayrıca sevindi. O da diyette, düğünde daha zayıf görünme derdinde bu sıralar.

-Bu Bükçe’de kısa konuşma yok mu baba?

-Var ama yerinde olsam hiç tercih etmezdim. Kadın konuşmuyorsa ya da kısa konuşuyorsa kesin ciddi bir sorun var demektir. Mesela baktın canı sıkkın, soruyorsun, “Neyin var?” diye. “Hiçbir şeyim yok.” diyorsa, aman bir şeyi yokmuş diye bırakma. Yoksa az sonra, çok ilgisiz olduğundan yakınarak, ağlamaya başlar.

-Bükçe’de “Hiçbir şey yok.” demek “;Çok şey var, benimle ilgilen.” demek oluyor, o zaman.

-Evet. Biz erkekler “Bir şey yok.” diyorsak ya gerçekten bir şey yoktur, sadece başımızı dinlemek istiyoruzdur ya da bir şey vardır ama; “Şu anda konuşacak bir şey yok.” diyoruzdur. Her ikisinde de konuşmak istemiyoruzdur. Ama kadınlar ilgiyi sevgi olarak gördükleri için “Bana değer veriyorsan, ilgilen ki anlatayım.” demek istiyordur. Çok nadiren gerçekten anlatmak istemiyor olabilir, o zaman da fazla üstüne varıp bunaltmayacaksın tabi.

-Bir arkadaşım da “Kadınların ‘Peki.’ demesi tehlikelidir” demişti.

-Doğru. Bir kadının ağzından çıkan kuru bir ‘peki’, ‘olur’, ‘tamam’ her zaman tehlikelidir. Bu Bükçe’de “Şimdi tamam diyorum ama acısını daha sonra çıkaracağım.” demektir. Sana en kısa zamanda kesin bir ceza keser. Fakat pekinin yanında “Peki canım, olur hayatım” gibi bir hoşluk ekliyorsa korkmaya gerek yok.

-Zor bir dil baba.

-Yok yok gözün korkmasın, her yabancı dil gibi. İlk başlarda biraz çalışacaksın, pratik yapacaksın, bazen hatalar yapacaksın, dikkat edeceksin sonra otomatiğe bağlanırsın. Kolay yanı şu; senin bükçe konuşman gerekmiyor. Dili anlaman yeterli.

-Anlamak da pek kolay değil ama.

-Korkma, o kadar zor değil. En önemli kuralları ben sana öğretiyorum zaten. Devam edelim. Kadınlar istediklerini söylemek zorunda kalınca, düşünemediğimiz için biz erkeklere kızarlar ve konuşurken suçlayarak konuşurlar; fakat suçladıklarının farkında olmazlar. Sitem ediyoruz zannederler.

-Nasıl yani?

-Mesela, karın sana “Ne zamandır dışarı çıkmadık.” derse bunu suçlama olarak üstüne alma, canı seninle gezmek istiyordur, bunu sen düşünüp teklif etmediğin için kalbi kırılmıştır. Maksadı seni suçlamak değildir. “Daha geçenlerde gezmeye gittik.” gibi bir savunmaya girme. “Tamam canım haklısın, ben de istiyorum, en kısa zamanda gideriz.” de, konu kapanır.

Tabi ilk fırsatta da sözünü yerine getirirsen iyi olur.

-Küçük ama önemli detaylar.

-Aynen öyle. Mesela karın “Üşüdüm.” diyorsa, “Üstünü kalın giy.” demeni ya da kombiyi açmanı değil, ona sarılmanı istiyordur.

-Keşke okullarda öğretselerdi biz erkeklere Bükçe’yi. Ne kadar erken başlasak o kadar çabuk kavrayabilirdik belki.

-Haklısın, aslında ben de sana öğretmek için geç kaldım. Neyse zararın neresinden dönülse kardır.

-Not mu alsaydım… Epeyce detayı varmış dilin.

-Sen bilirsin oğlum, unutacaksan al. Keşke ben de not alıp gelseydim. Umarım sana eksik öğretmem. Şimdi aklıma geldi. Kadınların en nefret ettiği sözcük “Fark etmez.”dir. “Fark etmez”i kadınlar “Hiç umurumda değil, ne yaparsan yap.” diye anlarlar.

-En değerli sözcük nedir?

-Sen bil bakalım.

-“Seni seviyorum.” herhalde.

-Evet, kadınlar “Seni seviyorum.” sözünü sık sık duymak isterler. Biz erkekler “;Söylemiştim, zaten biliyor.” diye bu konuda gaflete düşmemeliyiz.

-Bükçe sadece konuşma dili midir baba? Bunun bir de davranış dili var gibi geliyor bana.

-Zekan kesinlikle bana çekmiş. Ben de tam ona geliyordum. Davranışlar da çok önemli tabii. Kadınlar küçük şeylere önem verirler. Akşam ona sarıl, televizyon izliyorsan sarılarak izle. Gündüz onu düşündüğünü ifade etmek için kısacık da olsa bir mesaj gönder, küçük sürprizler yap. O yemek hazırlarken ona yardım et, salata yap, çay demle.

-Akşam gelip sırt üstü yatmak yok yani.

-Gözünde büyütme. Sayınca çok şey gibi görünüyor ama aslında bunlar zaman alacak, zor ve masraflı şeyler değil. Sen bu küçük şeylere dikkat et, zaten karın sana paşa gibi davranır, seni yormaz. Bir erkek bu küçük şeylere dikkat etmezse zamanını karısıyla büyük kavgalar yaparak geçirir. Sevgiyle geçirmek varken niye kavgayla geçiresin ki? Kadınlar çok vericidir ama, eğer sen hep alıp hiç vermezsen, bir gün birden patlarlar. Küçük küçük alırlarsa, büyük büyük verirler.

-Tamam baba, bunlara dikkat edeceğim.

- Garson yemek tabaklarını kaldırırken oğlumun telefonu çalmaya başladı. Belli ki nişanlısı arıyor, konuşmak için deniz kenarına doğru adımlamaya başladı. Az sonra geldi.

-Baba çok teşekkür ederim. Bükçe’yi anlamaya başladım. Canan aradı. “Salonun perdeleri ne renk olsun karar veremedim, yarın birlikte mi baksak?” dedi. Tam “Fark etmez, sen seç.” diyecektim ki bunu senin söylediğin gibi “Ev de perde de umurumda değil.” gibi anlayacağı aklıma geldi. “Tabii canım, istersen birlikte bakabiliriz ama ben senin zevkine güveniyorum, sen seç istersen.” dedim, çok mutlu oldu. Kendi seçecek.

-O zaten perdeyi çoktan seçmiştir de kadınlar illa yaptıklarını onaylatmak isterler. Birlikte de gitsen o seçtiği perdeyi almak isteyecektir. Biz erkekler onların ne demek istediklerini anlarsak, işlerden kolay sıyırırız.

-Baba tekrar teşekkür ederim. Bu iyiliğini hiç unutmayacağım. Bana Bükçe’yi öğretmeseydin halimi düşünmek bile istemiyorum.

-Şanslısın oğlum. Benim seninki gibi bir babam yoktu. Bunları deneye yanıla öğrenmem yıllarımı aldı. Sen yine iyisin, hazıra kondun. Güle güle kullan, isteyene de öğret, herkes de güle güle kullansın. Kullansınlar ki yüzleri gülsün.

Kaynak: Sema Maraşlı’nın Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz kitabından…”

24 Şubat 2013 Pazar

Hadi Sende O güzel Gönlünle Elçi Ol....




Herkezin bir gün yardıma ihtiyacı olabilir.
 Bugün hiç bir engelimiz yok ama yarın yada 1 saat sonra olmayacağı ne malum. 
Belki bugün kendi kendimize yetebiliyoruz evimizde yemeğimiz pişiyor ama bu değil yarında pişecek.
 Bugün bir ailemiz var ama yarın ailesiz kalabiliriz belki kim bilebilir ki o yüzden gönül elçisi olmak istiyorum.
Bu yüzden o güzel gönüllere dokunmak istiyorum...
Ben artık bir gönül elçisiyim sıra sizde...

GÖNÜL ELÇİSİ KİMDİR?

Özgür iradeyle ve dayanışma ruhu içinde, herhangi bir maddi karşılık beklemeksizin sahip olduğu deneyim beceri ve kaynakları toplumun dezavantajlı gruplarından önceliği bulunan kadın, çocuk yaşlı, özürlü, gazi ve şehit aileleri ve diğer ( Kent yoksulları, madde bağımlıları vb.) Nüfus gruplarının yaşam kalitelerini yükseltmeye yönelik olarak kullanan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın vermiş olduğu kurumsal hizmetlere ve çalışmalara katkı sağlayan kişidir.




1000 yıllık bir mirastır bize gönüllülük... Veren elin alan elden üstün olduğu köklü bir inancın eseri, bir medeniyetin hikayesidir. 

Geleneklerimizden aldığımız güçle, toplumsal kalkınmamıza katkı sağlamak amacıyla Bakanlığımızca Aralık 2012`de başlatılan ve iki yıl boyunca devam edecek olan "Toplum Kalkınmasında Gönül Elçileri Projesi" 81 ilimizde hayata geçirilmiştir


Gönül Elçileri Projesi, insanların kendi yetenekleri ölçüsünde yardıma ihtiyacı olanlara el uzatması üzerine kurulu. Projeye her yaştan her meslekten insan başvurabiliyor. Tek şart gönüllü olmak ve özgür iradeyle dayanışma ruhu içinde topluma, insanlara yararlı olmayı istemek.

23 Şubat 2013 Cumartesi

Nelerr Bitirdimmmmm!!!!

Merhaba,
Bu aralar beni bir görüyorsunuz bir kayboluyorum...
Ama güzel işler peşindeyim güzellik uzmanlığı kursuna başladım...
Sizleri bu konudada bilgilendircem ilerki zamanlarda Evett şimdi postuma geçelimm :)
Bu benim ilk neler bitirdim yazım.
İlk yazılarımı yazmayı seviyorum beni heycanlandırıyor.
Bakalım neler bitirmişimm :)




Avon Advance Techniques Styling  
Saçlarımızı fön , düzleştirici gibi ısının etkilerinden koruyan bir sprey.Korudumu derseniz pek koruduğunu düşünmüyorum ama saça parlaklık veriyor ve kolay taranmasını sağlıyor bu yönden tekrardan alırmıyım bu ürünü evet alırım :)

Garnier Cilt Temizleme Sütü 
Garniere kesinlikle ve kesinlikle hayır diyorum cildi çok iyi temizlemiyor ve cildimde felaket bir sivilcelenme yaptı.Kurs hocama sorduğumda ise garnierı kesinlikle önermiyorum dedi.

Oriflame Essentials 3 in 1 Cleanser
Bu da kullanmayacaklarım listemde yer aldı.Makyajımı temizlemekte kullanıyorumdum ben ama bu da cildime hiç iyi gelmedi.

Neutrogena Pembe Greyfurt Peeling
İlk başlarda cildime iyi geldi bunun yüz temizleme jelinide kullanıyorum bitti biticek az kaldı yakında onun yazısınıda yazacam inşallah.Peeling ilk başlarda iyi hissettirsede hergün sabah akşam kullanıma uygun olduğu yazıyor ki bu cildimi çok yıprattı zamanla kızarıklar oluştu.

Maybelline Göz Makyajı Temizleme Losyonu
Kirpiklerimi ilk başlarda yıpratmadığını düşünsemde zamanla yıprattığını anladım.
Kirpiklerim dökülmeye başladı bu çok acı verici birşey ki ben kirpiklerimi çok severim.
Herkez takma kirpik sanar güzelce rimellediğimde ama şimdi eser kalmadı o görüntüden tekrar bağdem yağına başlıcam sanırım.

Keratinology by Elidor  Gelişmiş Düzleştirici Sistem Saç Maskesi
Ben bunu nerdeyse her banyomda kullandım ve benim yapık yapık banyodan sonra bir zahmet açılan saçlarım banyodan çıktığımda taranmış gibi oldu bir kaç yere baktım ama düzleştici sistemi bulamadım aramaya devam :)

Garnier Esas Bakım Gündüz Kremi
Garnierın bu ürünü cildime öyle ağır öyle felaket geldiki .Artık garnier kullanmayı pek düşünmüyorum satıcı kız çok hafif olduğunu söyledi satarken ama cildim bu ürününüde kaldırmadı zaten alerjik bir cildim var.İyice mahfettim yüzümü neyse yavaş yavaş kurtarılıyor cildim.Bu kremin içinde hala var ama ben çöpe gitmesini istedim o yüzden bitenlerde resmini gösteriyorum :)

NOB Asetonsuz Oje Temizleme Mendili
NOB gerçekten devrim yaratmış bu ürününe bayılıyorum simli ojeleri bile rahatlıkla çıkartıyor.
Bu yüzden benim çantamın,dolabımın bir parçası haline geldi buldukça alıyorum biriktiriyorum.
Açık renk ojeleri silmemde tek mendil yetiyor.Kırmızı ,Siyah ve simli ojelerde ise 2 tane yeterli oluyor.
Almaktan bıkmayacağım bir ürün :)

Bunları bitirdim ben inşallah arayı yine bu kadar uzatmayız kursun saatine zamanına daha uyum sağlayamadım.Haftaya filan inşallah uyum sağlar ve devamlı aranızda olurum tekrardan.
Görüşmek üzere...

JanJan

11 Şubat 2013 Pazartesi

Bugün Ne Sürdüm Vol-8

Bugün değişik bir bugün ne sürsem postuylayım karşısınızda...
Bi kaç gün oldu resimleri çekeli ama bir türlü kısmet olmamıştı yayınlamak .
Sadece ellerimi değil yüzümü ve makyajımıda koydum bu posta :)
Siyah ojeleri oldum olası sevmişimdir.
Ama kısa tırnakta hiç sevmem aslında hiç bir ojeyi kısa tırnakta sevmem.
Bazı insanların tırnakları kısa olsada ojeler çok güzel gözüküyor ama benim tırnaklarım kısa olduğunda güzel gözükmüyor.
Zaten tırnak yapım kısa benim küçük takma tırnaklar devasal duruyor tırnağımda :)
Önden bakınca normal ama tırnaklarımın arkalarını görünce ne kadar uzun diyorum.
İsterdim benimde büyük tırnaklı bir el yapım olsun.
Ama napalımm bunada şükür artık :)
Ya hiç tırnak yemeyi bırakamasaydım o zaman ojede süremezdim :(
Neyse olsunn mutluyum ben yaa seviyorum tırnaklarımı.
Azla yetinmeyen çoğu bulamazmış.
Aman sanki bu tırnaklarla yetinmesem tırnak yapım değişecekmiş gibi konuştum.
Benimkiside kendini avutmak işte...




Bir sonraki postumda görüşürüz.
JanJan


Kardelen Blog Konuk Yazarım Oldu.../Rival De Loop Kapatıcı Paleti

Bu benim ilk konuk yazar yazım olacak.
O yüzden heyecanlıyım.
Bu aralar bloglarda konuk yazarlık çok meşhur oldu.
Hemen hemen her blogda buna rastlayabiliyoruz.
Aslında güzel bir proje bu sayede daha çok insana ulaşıp bloglarıda tanıtmış oluyoruz.
Gelelim benim konuk yazarım kimmişşş:)
Kardelen Blog oldu benim konuk yazarım.
Ona mail atarken tereddütteydim ama beni öyle sıcak karşıladı ki.
Hemen bir post mail attı.
Bu postu cumatesi günü yollamıştı ama ben biraz geç yayınlıyabildim.
 Büşracım çok özür diliyorum senden yazını geç yayınlayabildiğim için.
Evett o güzel elleriyle yazdığı yazısına gelelim :)



Rival De Loop Kapatıcı Paleti :)

Herkese selamlar :) Ben Kübra. Kardelen Blog'un sahibiyim.

 Pembe Dünyam blogunun sahibesi güzel bayan bana "konuk yazarım olurmusun" diye sorunca kabul ettim elbette :) Rengarenk blogu var, iyi yerlerde olacaktır zaman geçtikçe :)

Sizlere "Rival De Loop concealer paleti seçtim. Bu markayı Rossmann'da buluyoruz :) Sanırım başka yerde yok. Marka Almanya menşeili :)

Sephora paletine benzeyen bu palette 4 renk var

Yeşil, sarı, pembe ve simli beyaz.

Yeşil kısım gözdeki kızarıklıkları, pembe kısım morlukları , sarı kısım renk düzensizliklerini düzeltmek için var. Beyaz simli kısım ise aydınlatıcı olarak kullanılabilir :) Kaş altında far uygulamasının üstünde başarılı :)

Şimdi ben Sephora paleti seviyorum. Sephora paleti  35 tl tüm Sephora'larda bulabilirsiniz.  Blogda da paylaştım bir postta. Çok benzer bu palet renk anlamında. Ancak Sephora daha başarılı, ordaki pembe lila renginde:) 

Renklere aldanmayın cildinizle bütünleşebiliyor. 

Çok büyük beklentiniz olmadan "günlük" kullanımlar için olabilir diyebilirim, çok başarılı bir ürün değil . Ama çok morluklarım var,kızarıklıklarım yer yer fazlalaşıyor derseniz iyi bir kapatıcı öneririm , drugstore mağazalarına veya büyük kozmetik markalarında göz atabilirsiniz.

Sanırım fiyatı 6 tlydi. Tam emin değilim, alınabilir boyutta.

   

 

Umarım beğenirsiniz. 


Sevgiler

Kübra

Canım benim bu güzel yazın için sana çok teşekkür ederim.

9 Şubat 2013 Cumartesi

Watsons İndirimiii!!!!!


Daha önce hiç indirim yazısı yazmamıştım.
Bu benim ilk indirim yazım.
Şimdi telefonuma bir mesaj geldi veeee watsonsda indirim varmışşş.....
Koşunn kızlarrr :)
Sevgililer gününe özel yüzlerce hediye seçeneğinde  %50 ye varan indirimler 9-14 şubat tarihleri arasında devam ediyor .
Ben watsonsa gitmek için okulların açılmasını beklicem.
Malum okullar kapalıyken herkez kendini alışveriş merkezlerine atıyor.
O yüzden 14 şubat olmadan inşallah indirime yetişirim :)
Neyse daha fazla uzatmayalım bu yazıyı vakit geçmeden indirimi yakalayın :)
Kendinize iyi bakın.
JanJan...

DIY:Apolet Yapımı...

Zımbaya olan aşkımı biliyorsunuz artık...
Herşeyde kullanıyorum ben onları.
Bu apoletleri yapalı bir süre oldu ama bir türlü paylaşamamıştım.
Resimler çok net çıkmamış ama idare edin artık profesyonel makinam yok çünkü :(
Bu apoletler kazaklarla ceketlerle yada gömleklerle kullanılabilir.
Henüz kullanmadım bunları ama belki birilerine hediye gidebilir.
Ben hediye vermesini çok severim.
Evde böyle yapılmış kocaman bir kutu dolusu yaka, apolet, bileklik var.
Eve sevdiğim biri geldiği zaman mutlaka getirip seçtiği bir şeyi hediye ederim.
Yada etkinliklerde kutuların içine koyuyorum :)
Bu aploletleri yaparken yanlarında gördüğünüz kare zımba gibi duran şeyleri metreyle aldım ben.
Daha kalındı ben kestim.
Zımbalarıda diktim.
Kenarlarındaki zincirleri de diktim.
Nasıl olmuş...
Sizce apolet olayına devam etmelimiyim :)




Kendinize iyi bakın.
Bir sonraki postumda görüşürüz.
JanJan

8 Şubat 2013 Cuma

DIY:Zımbalı Bileklik

Blogumu az çok takip edenler zımbalara olan aşkımı bilirler.
Zımbalı bileklikleri çok seviyorum ama kışın pek kullanılmıyor.
Malum kazaklar gömlekler bilekleri kapatıyor.
Ama yinede taktığım oluyor...
Geçenlerde oturdum ne yapsam ne yapsam diye düşünürken bu güzel bileklikleri yaptım.
3 ünün yeri belli :) amaa söylemem süpriz...
İlk başta bunlardan yaparken sadece yapıştırıyordum.
Ama sonra baktım ki bir kaç kullanımdan sonra düşüyor.
Bu böyle olmucak dedim ve dikmeye başladım şuan daha rahat oluyor benim içinde.
Dikmek daha kolayıma geliyor ellerim yapış yapış olmuyor.
Nerdeyse tüm eşofmanlarım öyle yapıştırıcı oldu :)
Eeee siz beğendinizmi ben çok seviyorum bunları...





Bir sonraki postumda görüşürüz...

JanJan

7 Şubat 2013 Perşembe

DIY: Keçe Yaka

Uzun zamandır bu yakalarımın resimlerini koymak istiyordum.
Ama bir türlü nasip olmadı.
O kadar seviyorum ki ben bu zımbaları.
Nerdeyse vücuduma dikicem az kaldı :)
Siyah olan ilk yaptıklarımdan ondan biraz düzgün kesilememiş.
Ama beyaz olan daha düzgün duruyor.
Bu dikiş nakış işlerinden hiç anlamazken bir anda içinde buldum kendimi.
Bakalım inşallah daha da ilerletirim kendimi.
Sizce nasıl olmuşlar.




Bir sonraki postumda görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın....

4 Şubat 2013 Pazartesi

Kara Bahtım Kör Talihim...Nolcak benim bu iş hayatım...

Yine yoktum aranızda beni daha önceden takip edenler bilir.
Bir iş arayışı içerisindeydim.
Bir sürü başvuru yaptım bekledim dönen olmadı üstündenb 3-4 gün geçti dedim aramıcaklar.
Ömür boyu işsiz kaldın kızımmm sen dedim kendi kendime.
Bir anda telefonum çalmaya başladı 3 yerden görüşmeye çağırdılar.
İnceledim biri baya iyi bir firmaya benziyordu.
Çok güzel evler yapmışlardı.
Buraya gidiler dedim ve giyindim hazırlandım gittim.
Yol o kadar iğrençtiki hep inşaatlar vardı heryer kazı çalışması içindeydi.
Bir ara ayağımdaki topukluları çıkartıp ayakkabısız yürümeyi planlamadım değil.
Neyse buldum bina süperdi.
Hatta kendi yaptıkları yeni binanın bir katını kendilerine ofis yapmışlardı.
Zili çaldım bi bayan karşıladı beni.
Ön muhasebe olarak başvurmuştum ben.
Telefonda bir adamla görüştüm ama adam yokmuş orda birazdan gelicek dediler.
Bu arada ordaki diğer kadınla konuştum.
Ön muhasebe yapıcakmışım, telefonlara bakıcakmışım, çay ve kahve yapıcakmışım.
Çay ve kahveyi duyunca kaldım önce bir hadi neyse dedim onada.
Sonra kadından bir bomba daha patladı bulaşıklarıda yıkıcan dedi.
Neee dedimm kusura bakmayın ben evde bulaşık yıkamıyorum burdamı yıkıcam dedim.
Bu beni ikna etmeye çalışırken bir bomba daha patlattı.
Günlük temizliğide yapıcan dedi.
İçimden bir siktirrrr çektimm.
Tabii yüzlerine diyemiyorsun.
kusura bakmayın olmaz dedim.
Kalkıyordum ki tam kadın ne dese beğenirsiniz.
İlerde evlenecen o zaman bulaşık yıkamıcakmısın sanki dedi.
Sanki ne kendi evim kendi kocam kendi çocuklarım sizin gibi pis insanların artığı değil.
Hem bulaşık makinesi ne güne duruyor.
Bulaşık makineleri var dedim onlarla yıkarım dedim :)
Ne insanlar varya nasıl çıldırdım.
Kusura bakmayın ben bu şartlar da çalışamam diyip çıktım.
O gün 2 görüşmem vardı bu sinirle diğerine gidemezdim gitmedim de.
Sonra ertesi gün ki görüşmeme gittim.
O da bir temizlik firmasıydı yine ön muhasebeye başvurmuştum.
Gittim görüşmeye kendini beğenmi havalı kaprisli bir kızla görüştüm.
Karşımdada genel koordinatör oturuyordu çok sevimli bir amca gibi geldi.
Tamam yarın gel başla dediler.
Sevindim sonunda iş buldum diye.
Sabah uyandım hazırlandım çıktım.
Genel koordinatör karşıladı beni.
Oda da konuştuk ettik o arada temizlik elemanları filan geldi onlarla tanıştım.
Benle konuşan o kaprisli kız geldi.
Kendi havasında bir hoşgeldin günaydın bile demedi.
Ben günaydın dedim de öyle döndü günaydın dedi.
Oturduk işte bana neler yapıcağımı o kaprisli kız göstercekti.
Oda da kimse kalmadı bende yanına gittim oturdum neler yapıcam ben diye sordum.
Bu arada bana göya bir oda verdiler ama ben o odada hiç oturamadım.
Kız şimdi işim var sabahları ben böyle yoğun oluyorum dedi.
Yoğun oluyorum dediğide abisine ev bakıyor haspam.
Neyse oturduk biraz bana çalışan elemanların isimlerini yazdı.
Sonra temizlik elemanlarının işe gittikleri ücretleri söyledi bunun neresi ön muhasebeyse.
Neyse dedim.
Bu arada sürekli alacaklılar arıyor kimse telefonlarını açmıyor.
Çalışanların taa geçen aylardan maaşları kalmış hep ne olacak insanlara.
50 TL-100 TL verip yolluyorlar.
Sonra kapıya bir alacaklı geldi adam kapıyı çalıyor çalıyor açan yok aşağıdada kamera sistemi var görüyorlar  kimin geldiğini ona göre kapıyı açıyorlar.
Hemen lambaları bilgisayarların ekranlarını kapattılar.
Telefonlarının sesini kapattılar.
Adam nasıl bağrıyor dışarda.
İçimden dedim Allahım nasıl bir yere düştüm ben.
Temizlik şirketinin sahibi davalarıonı açtı e-devletten.
En az 100 dava vardı o ekranda yuhh dedimmm.
Zaten sözlümde çalışmamı istemiyordu kavga ediyorduk sürekli.
Bunlarıda yaşayınca dedim bunlar benim maaşımı mundar eder vermezler.
Gıdım gıdım koklata koklata verirler.
Gelmicem özel sebeplerden dolayı işi bırakıyorum diye msj attım ve gitmedi.
Şimdi de sözlümün işe git git diyesi tuttu.
Yok yok oraya daha gitmem benn :):)
Nolcak benim bu iş konusundaki kör talihim hiç bilmiyorum. 

1 Şubat 2013 Cuma

Bugün Ne Sürdüm Vol-7

Uzun zamandır desen disklerimi kullanmıyordum.
Onları öyle bir hevesle aldım ki geçen sene hatta 1 ay elimden düşürmemiştim.
Şimdide öyle bir köşede duruyor.
Akşam ojelerimi düzenlerken gözüme çarptı desen  disklerim.
Ellerimde de Golden Rose un kahve tonlarında bir ojesi vardı.
Ne yapsam ne yapsam diye düşünürken bu desen gözüme çarptı.
Geçen senelerde çatlayan ojeler çok modaydı .
Onları anımsatıyor bu desende.
Benm hoşuma gitti sizinlede paylaşmak istedim.



Bir sonraki postta görüşmek üzere.

JanJan...